FAYDALI BİLGİLER

SIKÇA SORULAN SORULAR

HESAPLAMALAR

Vücut Kitle İndeksinizi Biliyor musunuz?
Kilonuz
Boyunuz
VKİ
 

Yaklaşık Olarak Normal Kilonun Kabul Edilebilir Üst Sınırı Hesabı
Boyunuz
Yaşınız
Cinsiyet
İdeal Kilo
 

E-POSTA ÜYELİĞİ

Adınız Soyadınız
E-posta Adresiniz
Bulunduğunuz İl
 
FAYDALI BİLGİLER

AKUPUNKTUR ve ŞİŞMANLIK

 

OBEZİTE (OBESİTY) = ŞİŞMANLIK

 

ŞİŞMANLIĞIN TANIMI

Şişmanlık vücutta normalden fazla yağ birikimi anlamına gelir.

Vücutta gereksinim fazlası alınan enerji, yağa dönüşür ve depolanır. (Enerji kaynağı kalori ve jul olarak ölçülebilir ve ifade edilebilir.) Enerji kaynağı yiyecek ve içeceklerden protein, yağ, karbonhidrat olarak alınabilir. Vücudun yağ depolaması için yağ alınması gerekmez. İhtiyaçtan daha fazla alınan kalori, ister protein ister karbonhidrat ister yağ kaynaklı olsun fazlası yağ olarak depo edilir. Hatta, fizyolojik ve doğal besin kaynağı olmayan alkol de enerji içerir. (Yaklaşık gramı 7 kcal.)

Asıl besin kaynakları olan proteinler yaklaşık 4 kcal, karbonhidratlar 4 kcal, yağlar ise 9 kcal içerirler.

            ŞİŞMANLIĞI TANIMLAMADA KULLANILAN İNDEKSLER

Şişmanlığı tanımlamada ve sınıflamada birçok parametre kullanılabilir:

En yaygın kullanılanı Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ve ağırlığın (kg olarak) boyun karesine (metre olarak) bölünmesiyle bulunur.

 

Vücut Kitle İndeksi (VKİ) :

18.5 - 24.9 kg/m² › Normal sınırlar
25.0 - 29,9 kg/m² › Fazla kilolu (Preobez)
30.0 - 34.9 kg/m² › 1° Şişman (Grade 1 obez)
35.0 – 39.9 kg/m² › 2° Şişman (Grade 2 obez)
40 ve üzeri kg/m² › 3° Şişman / Aşırı Şişman (Morbid obez)

                                                                                           

      —  Vücut Yağ Oranı;

Vücut Kitle İndeksi, vücut yağ kitlesi hakkında doğrudan bilgi vermez. Sporcularda ve sportif kişilerde kişi şişman olmayıp normal olmasına rağmen fazla kas kitlesinden kaynaklanan ağırlık artışı VKİ hesabında yüksek bulunup bizi yanıltabilir, dolayısı ile şişmanlığı tanımlamanın daha iyi bir yolu toplam vücut yağlarının %’ sini ölçmektir.

Vücut yağ oranını ölçmede birçok yöntem olmakla beraber en basit ve pratiği elektriksel empedans ölçümü ile olandır.

 

Vücut Yağ Oranı Normal Sınırları:

                     30 Yaş Altı                   30 Yaş Üstü

Erkek              14 – 20                       17 - 23

Bayan             17 – 24                       20 – 27

 

Erkeklerde % 30’ a kadar, bayanlarda % 35’ e kadar normalden fazla ama kabul edilebilir oranlardır.

Erkeklerde        % 30 ve fazlası,

Bayanlarda       % 35 ve fazlası şişmandır.

 

ŞİŞMANLIĞIN TİPLERİ

Vücutta Yağların Yerleştikleri Yere Göre;

—    Genel Şişmanlık ( Genaralize Obesity )

—    Üst Taraf Şişmanlığı ( Android Obesity )

       Erkeksi yağlanma / Elma Tipi Şişmanlık / Abdominal Yağlanma

—    Alt Taraf Şişmanlığı ( Jineoid Obesite )

       Bayansı Yağlanma /Armut Tipi Yağlanma /Gluteofemoral Yağlanma

Normalde bel çevresi ölçüsünün (cm), kalça çevresi ölçüsüne (cm) bölünmesi ile bel/kalça oranı bulunur. Normalde bayanlarda yaklaşık; 0,7 erkeklerde  ise; 0,9' dur. Bu oranlar bayanlarda 0,8' in, erkeklerde 1' in üzerine çıkarsa abdominal yağlanmayı gösterir.

Diğer taraftan bel çevresi bayanlarda 88 cm erkeklerde ise 102 cm üzerinde olması abdominal yağlanmayı gösterir.

Yağ başlıca deri altı  ve periton boşluğunda ( Abdomen=karın boşluğu) depolanır.

Özellikle göbek, göğüs ve kollarda yağlanma ile kendini gösteren, bayanlarda da görülmesine rağmen daha çok erkeklerde görülen abdominal-göbeksel yağlanma, hormonal nedenler, kortizon kullanımı ve genetik nedenlerle olabilir ve tehlikelidir.

Yüksek tansiyon (hipertansiyon), kolesterol fazlalığı (hiperkolesterolemi), damar sertliği ve şeker hastalığı (Diyabet) gibi hastalıklara yatkınlık yaratan metabolik sendrom obezite ile artış gösterir.

Özellikle alt karın, kalça ve bacak kısımlarında yağlanmayla kendini gösteren,       erkeklerde çok nadir görülmesine rağmen daha çok bayanlarda görülen  gluteo-femoral,  yani bayansı yağlanma; genetik faktörlerin yanı sıra hormanal nedenler veya hormanal düzensizlikler, doğum kontrol veya adet düzenleyici olarak kullanılan östrogen ve/veya progesteron türü ilaç kullanımıda bu tür yağlanmaya yatkınlığı artırabilir. Kalça ve bacaklarda venöz ve lenfatik dolaşım bozukluğuna bağlı varisler, telenjiektaziler ( kılcal damar genişlemesi ) ve selülitler görülebilir. Yine ileri yaşlarda diz ve kalça artrozları görülebilir. Bu tür yağlanma kozmotik yönden bir sorun olmakla beraber abdominal – karınsal yağlanma kadar hayatı tehtit edecek hastalıklara yol açmaz.

 

            ŞİŞMANLIĞIN NEDENLERİ;

Şişmanlığın nedenlerinde genetik faktörler, metabolik ve hormonal bozukluklar, yetersiz fiziksel aktivite payı olsada asıl önemli neden mevcut ihtiyaçtan daha abartılı ve fazla yenilen yiyecek ve içeceklerdir.

Fazla yemeye yatkınlık ise; gebelik ve emzirme gibi fizyolojik süreçlerde, üzüntü, stres ve güvensizliği baskılamak için abartılı yemeye yönelim gibi psikolojik sorunlarda görülebilir ( psikolojik bozukluklar kişiyi çoğu kez abartılı ve fazla yemeye yöneltir. Nadiren aşırı depresyonda ve anoreksiya nevrozada olduğu gibi az yeme davranışı olarak görülebilir ).

İster yukardaki nedenlerden dolayı ihtiyaçtan fazla alınan kaloriden kaynaklansın, isterse hipotiroidi veya yaşlanmaya bağlı bazal metabolizma düşmesi sonucu ihtiyacın azalmasından kaynaklansın, kişiler güncel ihtiyaçları kadar yerlerse ( yenilen ve içilenlerden alınan kalori miktarı ) mevcut formlarını korurlar ( o anda kiloları ne ise o kiloyu korurlar ). İhtiyaçlarından fazla yerlerse kilo almaya devam ederler. İhtiyaçlarından daha az yemeye gayret ederlerse kilo vermeye başlarlar.

            Kilo veriş hızı yaşa, cinsiyete, mevcut metabolik ve hormonal bozukluklara (hastalık durumunda olmasa bile metabolik ve hormonal dengelerin normal sınırlar içinde alt sınır veya üst sınırda olabilir), yapılan aktivitelere bağlı, hatta verilecek kilonun çok veya az miktarda olmasına bağlı olarak değişmekle beraber ortalama haftada 0.5 – 2 kg. arasında ayda 2 – 8 kg. arasında değişebilmektedir. Kişi bir hafta daha fazla diğer hafta daha az verebilir. Bazı haftalar az yediği halde kilo kaybetmeyip hatta 300 – 500 gr. artışlar olabilir ama sonraki hafta daha abartılı kilo kaybederek ortalama bir dengeye ulaşır.

 

AKUPUNKTURUN KİLO KAYBINDAKİ ROLÜ  

Halen abartılı yeme davranışı varsa iştahı normale getirmeye yardımcı olur, daha önce kilo almış olupta şuan için normal beslenen insanlarda ise; kilo verebilmesi için mevcut ihtiyaçtan daha az yerken olabilecek mide kazıntısı, baş ağrısı, yorgunluk hissi ve asabiyet hissini minimalize eder ve yapılan diyetin daha rahat yapılmasını sağlayarak başarı sansını artırır.

         Akupunktur Bu Etkilerini;

- Beynin hipotalamus bölgesinde bulunan iştah merkezini etkileyip dengeleyerek,

- Mide asit salgısını etkileme ve dengeleme üzerinden mide kazıntısını azaltarak veya yok ederek,

- Kişinin enerji dengesinin daha düzenli çalışmasına katkıda bulunarak, halsislik ve bitkinliği önleyip daha dinç hissetmesini sağlayarak,

- Olası azalmış metabolizma  hızını dengeleyerek,

- Artan seratonin ve endorfin salgısı sayesinde kendisini daha huzurlu ve rahat hissetmesini sağlayarak başarabilir.

 

Kişilerin akupunktur tedavisine verdiği yanıt aynen ilaçlara verilen yanıtlar gibi; Kişinin metabolizmasına, mevcut yandaş hastalıklara ve bu hastalıklarla ilgili kullanmak zorunda olduğu ilaçlara bağlı olarak değişebilmektedir. Tedaviye verilen yanıt düzeyi herkeste aynı olmasa dahi kişi tedaviden az veya çok yararlanabilir.