FAYDALI BİLGİLER

SIKÇA SORULAN SORULAR

HESAPLAMALAR

Vücut Kitle İndeksinizi Biliyor musunuz?
Kilonuz
Boyunuz
VKİ
 

Yaklaşık Olarak Normal Kilonun Kabul Edilebilir Üst Sınırı Hesabı
Boyunuz
Yaşınız
Cinsiyet
İdeal Kilo
 

E-POSTA ÜYELİĞİ

Adınız Soyadınız
E-posta Adresiniz
Bulunduğunuz İl
 
FAYDALI BİLGİLER

BÖLGESEL İNCELME TEDAVİLERİ

Kişinin doğuştan genetik olarak anne, baba, dayı, amca, hala gibi akrabalığa bağlı soy karekteri olarak atalarından aldığı konstütisyonel (yapısal) şekilleri değiştirilemez; Ancak bu yapısal vücut karekterinin üzerine doğuştan olmayıpta çeşitli nedenlerden dolayı sonradan eklenmiş deformasyonlar kısmen veya tümüyle değiştirilebilir.
Hiçbir yöntem kilo verme kadar insanı inceltmez. Aynı cinste, aynı yapıda ve aynı boydaki bir insanın aldığı veya verdiği her bir kilo için 0.5 ile 2 cm. arasında bel, kalça, göğüs, basen gibi kısımlarda incelme ve genişleme olabilir.
Bölgesel tedaviler insana kilo verdirmez. Kilo kaybı yalnızca kişinin günlük aldığı ile harcanan kalori arasındaki fark oranında olur. Bölgesel tedavilerin buradaki rolü kilo verdirmeye katkıda bulunmasada kilo verilirken incelecek hedef vücut uzuvlarının lokal metabolizmalarını kısmende olsa artırarak bu bölgelerde kaybedilen her bir kilo başına olabilecek incelmeyi maksimeze eder.
Aynı zamanda cilt çatlaklarından ve / veya bağ dokusu zayıflıklarından kaynaklanan pörsümeyi azaltır.
Yine lokal yağ dokusu birikmesine bağlı gelişen dolaşım bozuklukları ve bağ dokusu zayıflıklarından oluşabilecek selülitleri azaltır.

 

Bölgesel İncelme Tedavilerinde Amaçlanan Ne Olmalı ve Ne Tür Bİr Tedavi Uygulanmalı?

Bölgesel İncelme Tedavilerinde Amaçlanan;

1.   Göbek alt kısmı, bel, basen, bacak iç kısımları, kol arka ve iç kısımları gibi dolaşımın kısmen azaldığı bölgelerde kan dolaşımını artırarak ve aynı zamanda yağ metabolizmasını kısmen de olsa artırarak kilo kaybedilirken uygulama yapılan bölgelerden daha fazla yağ kaybettirmeyi sağlamak,

 2.   Kilo verilirken oluşabilecek veya eski doğum vs. gibi nedenlerden dolayı oluşmuş gevşeklik ve pörsümeleri cilt altı bağ dokusu yapımı ve onarımını hızlandırarak azaltmak,

3.   Cilt altı yağlanma, genetik ve hormonal nedenler ve dolaşım bozukluğuna bağlı gelişen selüliti, dolaşım ve lenf direnajını artırarak azaltmak olmalıdır.

 

Bölgesel İncelme Tedavileri Çeşitleri;

 - Elektroterapi (galvanik akımlı pasif jimnastik cihazları),

 - Mezoterapi (metabolizma artırıcı, damarsal dolaşımı artırıcı, lenf sistemi çalışmasını hızlandırıcı, bölgesel ödem çözücü ilaçların hastanın selülitinin yerine ve derecesine bağlı olarak karışım hazırlanıp küçük iğnelerle cilt altına uygulanması),

 - Lipoliz (soya lesitini veya L-karnitin gibi yağ metabolizmasını hızlandıran ilaçların iğne aracılığı ile uygulanması),

 - Karboksiterapi (akım hızı ve volümü önceden ayarlanabilen cihaz yardımı ile yağ dokusu içine veya cilt altına iğne yardımıyla gaz uygulanması),

 - Kavitasyon (gücü ayarlanabilen ultrasonik ses dalgaları aracılığı ile yağ metabolizmasının hızlandırılması),

 - Radyo Frekans (RF) (cilt üzerinden uygulanan radyo dalgaları yoluyla cilt altındaki fibroblastlardan cildin dayanıklılığını artırıp, sarkmasını azaltan kollejen ve fibroelastin gibi bağ dokusu sentezini hızlandırmak),

 - Pressoterapi ( - Lenf drenajı) (aralıklı ve sırasıyla değişen bölgelere ayaklara, bacaklara ve göbeğe uygulanabilen basınçlı tulum).

 

Hangi Bölgesel Tedavi Daha Etkili?

Bu tür tedavilerin tüm çeşitleri, kısmen de olsa amaçların hepsini karşılayabilir, ama tedavilerin bazıları 1. amaçta daha başarılı iken, bir diğeri 2. ve 3. amaçta daha baskın başarısı vardır. Örneğin; Lipoliz ve Kavitasyon, uygulanan bölgede yağ metabolizmasını artırırken, Mezoterapi ve Radyo Frekans gevşeklik ve pörsümeye daha çok etkilidir. Elektroterapi, Mezoterapi ve pressoterapi lenf drenajını artırırken, Karboksiterapi tüm amaçlarda etkilidir. 

KARBOKSİTERAPİ

Tarihçe: 1930 yılında bir grup kardiyolog periferik arter hastalıklarında uygulaması ile başlamıştır. 1992 yılında İtalya, Fransa’da 2003’den beri de Türkiye’de lokal incelme tedavilerinde kullanılmaya başlanmıştır.

Karboksiterapi; akımı, basıncı ve miktarı kontrol edilebilen bir cihaz aracılığı ile çok küçük iğneler 30 G (0.3 – 13 mm.) yardımın ile yapılış amacına göre yağ dokusu içine, deri altına veya deri içine CO2 verilmesi ile yapılan bir tedavidir.
Yağ dokusuna içine verilen gaz karboksi asit oluşturarak mevcut PH’yı düşürür. Düşen PH’yı düzeltmek için vücut o bölgedeki kan dolaşımı ve oksijenizasyonu hızlandırır, dolayısı ile o bölgenin metabolizması hızlanır.
Aynı zamanda gazın mekanik etkisi ile lipoliz ve lenf drenajı hızlanır.
Deri altına verilen CO2 gazı biyolojik olarak oksijen ayrışma eğrisinde bir miktar değişiklik yapar (Bohr Etkisi).
Deri altı PH’nın düşmesi ve karboksi asit oluşması, uygulama bölgede kas gevşemesine ve kan dolaşımında artışa neden olur. Bu yolla yağ hücrelerinde yağ oksidasyonu ve metabolizması kısmen hızlanmış olur.
Aynı zamanda mekanik etkisiyle çevreleri bağ doku ile kaplanmış selülit yapan yağ hücrelerini parçalamaktadır.
Seans sayısı yapılış amacına göre değişir. Eğer kilo verirken sarkmanın azalması amacıyla yapılıyorsa 2 haftada 1 seans veya verilen her 1 – 2 kg. için 1 seans yeterli olabilir. Böylelikle sarkmalar minimize edilirken verilen kilo başına incelme oranı da maksimize edilmiş olur.
Eğer kişinin fazla kilosu yok yalnızca eskiden verilmiş kilolara bağlı sarkma, pörsüme varsa veya selülitleri varsa haftada 1 veya 2 seans uygulanır. 5. seanstan sonra etkisini göstermeye başlar. 8 – 10 seanstan sonra deri altı dokusu daha sıkışmış olarak hissedilir. Ortalama 15 – 20 seansa yakın uygulama yapılabilir.

Çatlaklarda ( Varyetür ) Karboksiterapi:
Eskiden oluşmuş ve tamamen iyileşmiş beyaz, sedef rengi almış çatlaklara etkisi azdır; Ama doğum sonrasında olduğu gibi yeni oluşmuş ve iyileşme süreci tamamlanmamış kızarık çatlaklarda son derece yararlıdır. Bu aşamada çatlaklar bir hayli azalıp, çoğu kezde tamamen yok olabilirler.Bu tür tedavide haftada 1 veya 2 kez uygulanabilir.
CO2 vücutta belirli oranda bulunan, doku metabolizması sonucu çıkan fizyolojik bir gazdır. Laparoskopik cerrahi işlemlerinde karboksiterapide verilen dozun 15 – 20 katı verildiği halde binlerce insanda güvenli bir şekilde uygulanmaktadır.
Karboksi uygulamadan 1 gün önce aspirin gibi kanama diatezi yapabilecek ilaçların içilmemesi oluşabilecek morartıları azaltacaktır veya yok edecektir. Eğer içilmişsede morartı artmasından başka bir sorun yaratmaz.